Edirne Gezi Rehberi | Hayat40tansonra

Genel ;

Yazıp yazmamakta açıkçası çok kararsızdım... Çünkü Edirne gezimizin üzerinden epey bir zaman geçmişti. Eylül 2013:-)) "O zamandan bu zamana şehirde ciddi anlamda değişiklikler olmuştur" düşüncesi yazıyı yazmak konusunda beni rahatsız etse de tarihi/turistik anlamda ki gezilecek yerler haliyle aynı duruyordur diye düşünerek yazmaya karar verdim. 7 senede de tarihi eser niteliği kazanan yeni yer olduğunu da açıkçası çok tahmin etmiyorum:-)) Değişimin temelini daha çok lezzet durakları, konaklama ve belki şehrin kalabalığı oluşturuyordur diye tahmin ediyorum.  

Perslerden Makedonlara, Romalılardan Bulgarlara ve Bizans İmparatorluğundan Osmanlıya kadar birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapan Edirne bugünkü yazımızın başrol oyuncusu:-)) Aslına bakarsanız bu kadar çok medeniyete ev sahipliği yapmış olmasına rağmen benim gördüğüm kadarı ile şu an sadece Osmanlı mimarisinden örneklerin ayakta kaldığı bir yer. Diğer medeniyetlere ait pek eser olduğunu söyleyemeyeceğim. Ancak şu da bir gerçek Osmanlı mimarisinin en güzel eserlerinin bir çoğu da bu şehirde demek yanlış olmaz. Büyük ihtimalle İstanbul'dan sonra birkaç şehir ile birlikte Osmanlı tarihini en çok yansıtan şehirlerden.

Edirne her ne kadar geçtiğimiz günlerde Maşukiye ile girdiği instagram oylamasını az farkla kaybetse de en az onun kadar ilgi görüp okunacağını ümit ediyorum:-)) Yalnız aklıma gelmişken  Eskişehir yazısı da anlamadığım bir şekilde tutmadı.  

2013 yılı Eylül ayında yaptığımız bu geziyi iki aile ve bir hafta sonu olarak planladık, süper miydi? Değildi ama açıkçası hayal kırıklığı da değildi ve ben gerçekten mutlu olarak ayrıldım. 

Yazımı yazarken size en uygun ve mantıken takip edilmesi gereken rotayı yazmaya çalışacağım. Bu arada çok fazla lezzet durağı tavsiyesi veremeyeceğim, malum 7 sene de çok şey değişmiştir. Ancak hepiniz bilirsiniz ki burası birçok damak tadı ve eğlence tarzına hitap eden zengin bir kültür barındırıyor.

Mevsim olarak çok özel bir tavsiyem olmayacak. Biz Eylül ayında gezdik ve hava sıcaklıkları gezmek için gayet iyiydi. İmkanlarınız ölçüsünde Sonbahar ve İlkbahar aylarının uygun olduğunu düşünüyorum.

Birde bundan sonra Eskişehir yazısı ile başlattığım maliyetler/harcamalar ile ilgili kısa ve ufak detaylar veren bilgiler yazmaya devam etmek istiyorum. Burası ile ilgili gezi tarihimiz eskide olsa sizi kısmen etkileyecek kalemlere gelince; ulaşım giderleri ve konaklama olacaktır. 

Ulaşım için ben İzmit'ten hareket ettiğimizi kabul ediyorum ve dizel araçlar için yaklaşık; 100-110 tl (İstanbul'dan geçişi çok dikkate almıyorum:-)) ), benzinli araçlar için ise; 140-160 tl. arası, otobüs biletleri ise kişi başı 100-110 tl arası ve firmaya göre değişiklik gösteriyor. Edirne'de aracınız ile yapacağınız gezi için harcanacak yakıt çok dikkate alınacak seviyede değil.

Konaklama için tavsiyem merkeze en yakın otelleri seçmeniz, ulaşımın kolaylığı için. Bu bölgede ki otellerde ise 1 gece ve 2 kişi konaklama fiyatları en fazla 400 tl ve kahvaltı, oda şeklinde. Çok üst seviyede, bol yıldızlı otel yok ama kalınacak iyi otellerde mevcut.

Bunun dışında ki yeme-içme, gezme (giriş ücretleri) ve alışveriş (hediyelik) ile ilgili kalemlere yönelik çok fazla rakam telaffuz edemiyorum ama çok rahatsız edecek seviyede olmaz diye düşünüyorum. Tabi yeme-içme işinde meyhane veya alkollü mekan kültürünüz varsa haliyle maliyetler otomatik olarak artacaktır. 

Yine de buraya bir hafta sonu ayırarak yapacağınız bir gezi sizi maddi olarak yormayacaktır diye düşünüyorum.

Ulaşım; 

Edirne merkez olarak kabul edeceğimiz Selimiye Cami'ne İzmit merkezden mesafe yaklaşık 350 km. Eğer İstanbul'u kazasız belasız çıkabilirseniz sonrasında çok ama çok sıkıcı bir yolculuk sizi bekliyor. Hemen hemen boş sayılabilecek geniş geniş yollar:-)) Aman dikkat edin yüksek sürat yapmayın...

Son durum nasıldır açıkçası pek bilmiyorum ama o yıllarda trafiği çok yoğun olmayan, arabamı nereye bırakabilirim derdinin pek olmadığı sakin bir şehirdi Edirne... Umarım halen aynıdır:-)) Ulaşım ile ilgili pek yazılacak bir şey yok. Tabi Edirne'li olmadığım için toplu taşıma ile ulaşım imkanlarını pek bilmiyorum, ancak yine de ailecek gittiğinizi var sayarsak turistik bir gezide çoluk çocuk toplu taşıma zor olabilir diye düşünüyorum. Aracınız varsa zaten sıkıntı değil. Gideceğimiz yerler açıkçası birbirinden çok uzak mesafelerde değil, çoğu yürüme mesafesi ve en uzağı yaklaşık 10 km.lik mesafede ki orası da Karaağaç bölgesi. Bu durumda gideceğiniz yerler arasında taksi tutmakta maddi olarak çok zorlayıcı olmayabilir. Hatta mekanları bulmakla uğraşmayayım, otopark derdi olmasın diyorsanız taksi tutmak en mantıklısı.

Yazılarımı takip eden arkadaşlar bilir, her yazımda google maps kullanımını tavsiye ederim ancak bu sefer bu yönde bir tavsiyede bulunmuyorum:-)) Çünkü o yıllarda bu uygulamayı kullanmıyordum ve açıkçası akıllı telefonum bile yoktu... Ne sosyal medya nede başka birşey... Hayat sanki daha keyifliydi.. Neyse konumuz bu değil tabi:-)) O yıllarda tomtom adı verilen bir navigasyon cihazı kullanıyordum ama Edirne'ye vardığımız cuma gece yarısı beni istediğim yere saçma sapan yollardan ulaştırması ve germesi nedeniyle eski usule bir süreliğine de olsa geri dönüş yaptım. (Dur, aç camı, selamını ver ve ulaşmak istediğin adresi yoldan geçen birine sor, mümkünse taksi duraklarına:-)) )

Ama tahminimce artık bu sıkıntıyı yaşamazsınız... Google Maps sağolsun:-))

Keşfet;

Gezimize öncelikle Edirne Şehir Merkezinden başlıyoruz. Aslına bakarsanız gezilecek yerlerin büyük çoğunluğu zaten burada ve 2-3 km. yarıçaplı bir daire içerisinde sayılır. Tarihi eserlerden, konaklamaya, yeme içme ve alışverişe kadar hemen herşey burada. Ayrıca bu bölgede ki trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi en işlek ve aynı zamanda en çok ilginizi çekecek cadde.

Benim size tavsiyem 1 günü merkez kısma, ikinci günün geri dönüşe geçinceye kadar ki kısmını ise Karaağaç bölgesine ayırmanız. Zaten ikinci bölge Pazar günü gezmeye daha uygun bir yer:-)

Evet artık gezimize geçelim; başlangıcı Selimiye Cami'nden yapmazsak sanırım bu şehre ayıp olur:-)) Şehir Osmanlı'nın 2nci başkenti olması sebebiyle özellikle cami ve tarihi yer sayısı hatırı sayılır şekilde çok. Ve burası şehrin en çok görülmesi gereken mimari harikası.. Zaten Mimar Sinan'ın 80 yaşında tasarladığı ustalık eseri olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesinde de yer alıyor. 

Camii'ye kıyafetiniz uygun olduktan sonra ziyaret maksatlı girişte herhangi bir kısıtlama yok. Burası en çok ilgi çeken yerlerin başında geldiği için de haliyle en kalabalık yerlerden birisi. Pandemi dönemi nasıl bir tedbir alınmıştır açıkçası bilmiyorum. Ama bölgenin insanın bu tür şeylere dikkat ettiği ve insana saygıyı ön planda tuttuğunu biliyorum.

Caminin içi gerçekten güzel ve girilip görülmesi gereken yerlerden. Ancak cami dışında ve hemen yakınında da görülmesi gereken birkaç yer daha var. Zaten bunlar en fazla 5 dk.lık yürüme mesafesi yada külliye sınırları içerisinde. Bunlardan ilki Osmanlı Mezar Taşları Sergileme Alanları. Değişik bir yer ve hazır burada iken gezmekte fayda var. Diğer bir yer Türk İslam Eserleri Müzesi. Burası da külliye sınırları içerisinde ve giriş ücretli (Müze kart ile giriş mümkün) Burası da ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Buranın hemen kuzeyinde 1-2 dk.lık mesafede Edirne Müzesi ve birkaç tane daha tarihi yapı mevcut. Buraları da kısa bir yürüme sonrası ziyaret edebilir ve fotoğraflar çekebilirsiniz. 

Mezar Taşları Sergileme Alanı

Bir sonraki durağımıza geçmeden önce Selimiye Cami altında, ana caddeye bakan tarafta kavala kurabiyesi satılan ufak bir dükkan vardı. Halen varsa kesinlikle alıp tatmanızı hatta yakınlarınıza hediye olarak ta götürmenizi tavsiye ederim.

Selimiye sonrası yine hemen buranın güney tarafında ve dibinde Selimiye Arastası isimli kapalı çarşı mevcut. 100'ün üzerinde esnaf ve dükkanın bulunduğu çarşı yine en çok ilgi gören ve ziyaret edilen yerlerin başında yer alıyor. Tabi bildiğiniz marka ürünlerden ziyade birbirinden farklı ve değişik ürünlerin satıldığı bu çarşıda eminim zevkinize uygun yada Edirne hatırası olarak alabileceğiniz ürünler bulacaksınız. Burası içinde iyi bir vakit ayırmanızda fayda var.

Yine hemen burada Selimiye Vakfı Müzesi vardı ancak ben buraya gitmedim. Gelmişken burayı da kısaca ziyaret edebilirsiniz.

Bu bölgede yine gezmediğim ama gördüğüm Rüstem Paşa Kervansarayı isimli bir tarihi yapı daha var ve sanırım konaklama maksadı ile kullanılmaya başlanmış. Ziyarete açıksa gitmekte hatta konaklama için burayı tercih etmekte keyfili olabilir. Bu arada Saraçlar caddesi ismini verdiğim cadde bu bölgede ancak bir sonraki paragraftaki yerleri de gezdikten sonra akşam üzerini bu caddede geçirmek, akşam yemeği için burayı kullanmak daha mantıklı olacaktır.

Merkezden çok az uzaklaşarak Selimiye'ye yaklaşık 5 km. mesafede ki Adalet Kasrı, Edirne Sarayı ve Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin bulunduğu bölgeye, oradan II.Beyazid Külliyesi'ne geçiyoruz. 

Pandeminin etkisi ne zaman geçer bilmiyorum ama bölgenin en önemli turizm merkez ve kaynaklarından birinin yapıldığı Kırkpınar Yağlı Güreşlerine ilginiz varsa yaz aylarında (sanırım Temmuz ayında) gezinizi planlayabilir ve bu tarihte Edirne ziyareti yapabilirsiniz. Benim ilgimi çekmediği için bu tarihleri hiç düşünmedim ama sırf bu etkinlik için buraya gelenlerin sayısı azımsanamayacak kadar fazla...

Güreşlerin yapıldığı bölgede aynı zamanda iki adet tarihi yer mevcut. Bunlardan ilki Adalet Kasrı, diğeri ise sadece kalıntıları kalan Edirne Sarayı. Aslını sorarsanız benim çok ilgimi çeken bir yer değildi. O yüzden burada çok fazla kalmadan II.Beyazid Külliye'sine geçiş yaptık.

Adalet Kasrı

II.Beyazıd Külliyesi ve Şifahanesi gerçekten harika bir yapı, 100'den fazla kubbesi olan, ortada bir avlu ve medrese ile şifahane olarak kullanılan bölümlerden oluşuyor. İnanılmaz bir akustik düzeni var ve sanırım tedavilerde müzik kullanılması da buranın en önde gelen özelliklerinden birisiymiş. Burayı detaylı zevkli bir şekilde gezebilirsiniz. Giriş ücretli. Burası da kısmen kalabalık ve çok ziyaretçi ağırlayan yerlerden.



Bizim merkez olarak kabul edilen bölgede gittiğimiz yerler bunlardan ibaret ancak yine bu bölge de benim ziyaret etmediğim bir Sinagog ile Bulgar Kilisesi mevcut. Buralarda merkeze (Selimiye Caminden) yürüme mesafesi ve buraları da arzu ederseniz gezebilirsiniz.

Birinci gün için benim gezilecek yer tavsiyelerim buralar. Arzu ederseniz Karaağaç gezinizi de aynı güne sığdırabilirsiniz. Ancak koştura koştura gezip, akşam ayakta duracak halinizin kalmaması çok hoş olmayacağı için ilk günü böyle bitirmeniz de, keyifli bir akşam yemeği ve gecesi için fayda var.

Yeme içme ile ilgili mekan tavsiyesi vermeyeceğim, dediğim gibi uzun zaman oldu. Sadece bilmeniz gereken en çok tercih edilen ciğerciler ve meyhaneler şehir merkezinde sıralanmış. Bize Aydın Tava Ciğer tavsiye edilmişti ama yaprak ciğer adı verilen lezzet benim damak tadıma uymadığı için açıkçası önüme gelen porsiyonu yiyemedim... Ama dediğim gibi her şey merkezde:-)) 

İkinci gün durağımız Karaağaç. Edirne merkeze oranla daha yeşillik, orman ve nehirler ile çevrili şirin bir kasaba. Buraya ulaşım için iki tarihi ve meşhur köprüyü geçiyoruz... İlk önce Tunca Nehri üzerinde ki aynı isimli köprüyü, arkasından da Meriç Nehri üzerinde ki Meriç Köprüsünü geçiyoruz. Bu iki köprüde de güzel fotoğraf kareleri almanız mümkün. Ayrıca Meriç Köprüsünü geçtikten sonra birçok lezzet durağı bulabilirsiniz. Gerek kahvaltı gerekse normal menülerin olduğu birçok işletme mevcut. 

Burayı pazar günü için tavsiye etmemde ki ki asıl sebep ise az önce yazdığım gibi daha yeşillik bir alan olması ve geç kahvaltıya uygun mekanların daha fazla olması. Yoksa tarihi mekan anlamında gezilecek yer sayısı çok fazla değil. Merkez, Tarihi Tren İstasyonu ve Lozan Anıtı, hepi topu bu kadar:-)) Bu arada Edirne Kent Ormanı bu bölgede ve ziyaret edilebilecek bir doğal yaşam alanı. 

Bu bölgenin en çok ziyaret edilen yeri ise Karaağaç Tren İstasyonu. Buranın gelişimi için zamanında çok katkısı olmuş bir yer. Çok özellikli değil ama güzel fotoğraf kareleri alabileceğiniz, dış çekimler yapabileceğiniz bir alan.  Aynı zamanda burada Milli Mücadele ve Lozan Müzesini de ziyaret edebilirsiniz.  

Tarihi Tren İstasyonu


Yine aynı yerde Lozan Anlaşmasını temsilen 1998 yılında hizmete açılan Lozan Anıtı da görmeye değer eserlerden bir tanesi ve aynı zamanda gezimizin son durağı...

Lozan Anıtı

Keşfet kısmında benim yazacaklarım bu kadar.. Eminim daha fazla görülecek, gidilecek yerler vardır. Bizim ziyaretimizin gerek geçmiş zaman olması gerekse yenilenen tarafları ile Edirne'de çok daha fazlası vardır. Ama imkan olması durumunda tekrar gidip görmeyi isteyeceğim şehirlerden. O yıllarda fotoğrafa ilgimin olmaması, ilgi alanlarımın, gezi anlayışımın farklı olması nedeni ile yeterince tadını çıkaramadığımı düşündüğüm şehirlerden birisidir burası.

Tavsiyeler;

Artık yazımızın sonlarına geliyoruz. Ve bir kaç tavsiye sonrası da yazıyı sonlandırıyoruz;

Ben her ne kadar sevmesem de tavada ciğeri deneyin. Ayrıca kavala kurabiyesi yemeden, sevdiklerinize almadan dönmeyin:-)) Diğer şehirlerde de alma imkanı tabi ki var ama burada lezzet inanın ayrı. 

Fotoğrafçılık anlamında Selimiye dışında çok verimli geçen bir gezi olmayabilir. Malum tarihi yapılar çok güzel olmasının yanı sıra çok ta büyük, aynı zamanda da kalabalık. Güzel kareler için hem çok beklemek hemde çekim için özel yerler bulmak lazım. (Yapıların tamamını çekebilmek için). Tabi böyle diyorum ama çok güzel doku ve ritim fotoğrafları ile insan manzara/portreleri de çekebilirsiniz.

Başta yazmıştım, mevsim için güreş meraklısı iseniz Temmuz, değilseniz ilkbahar yada sonbahar aylarını çekin.

Umarım sizlere az da olsa faydası dokunan bir yazı olmuştur. Keyifli vakitler:-))

Yorum Gönder

2 Yorumlar

  1. Harika bir gezi tanıtımı olmuş emeğinize sağlık 👏👏👏

    YanıtlaSil