Günübirlik Trilye Gezi Rehberi | Hayat40tansonra

Trilye Falez

Genel;

Merhaba Arkadaşlar; Bugünkü yazımın konusu Bursa İli Mudanya İlçesine bağlı ve eski bir Rum balıkçı köyü olan Trilye'ye, 2019 Temmuz ayında ailem ile birlikte yaptığımız gezi. Aslına bakarsanız bir önceki yazım olan Cumalıkızık Köyü konulu yazı ile bunu birleştirmek niyetinde idim ancak çok uzun olur ve sizleri sıkar endişesi ile ayrı bir yazı olarak yazmaya karar verdim. 

Trilye'nin ilginç bir isim hikayesi var:-)) 1330 tarihinde Osmanlı'ya tabi olan Trilye 1909 yılında o dönemin sadrazamının suikast sonucu öldürülmesi sonucunda ona atfen ismini Mahmut Şevket Paşa olarak değiştirmiş. Tabi halk tarafından Trilye olarak anılmaya devam etmiş. Cumhuriyet döneminde ise 1963 yılında Zeytnibağı adını almasına rağmen 2012'de alınan başka bir kararlar ilk ve orjinal adına geri dönmüştür:-)) 

Ziyaretimiz hafta sonu ve yaz mevsimi olmasına rağmen, Cumalıkızık'ta ki sinir bozucu kalabalık burada yoktu. Muhtemelen daha büyük bir alana yerleşmiş bir köy (pek köy sayılmaz aslında) olmasından kaynaklıydı diye düşünüyorum. Ama yine de bence gidilecek mevsim sonbahar yada ilkbahar ayları. Çünkü yazın sıcak altında saatlerce yürümek bir yerden sonra eziyet haline gelebiliyor.

Ulaşım;

İzmit merkezden yaklaşık 160 km. mesafede olan köyün yolları Mudanya'ya kadar olan bölümde gayet düzgün ancak Mudanya sonrası asfalt olmasına rağmen fazla virajlı olması nedeniyle biraz baş döndürücü:-) Ama harika bir deniz ve uçurum manzarası ile yolculuk etmekte ayrı bir keyifli. 

Google Maps'e köyün ismini girdiğinizde sizi direk olarak merkeze çıkartıyor. Ancak burada dikkat etmeniz gereken köyün merkezine gittiğiniz için arabanızı bırakma problemi ile karşıya karşıya kalacağınız. Çarşı içi sokaklar dar ve saate bağlı olarak trafik var. Ben bilmediğim için bu şekilde hareket ettim ancak sonrasında tamamen şans eseri Trilye'yi yukarıdan izleyebileceğiniz falez tarzı bir yere çıktım:-)) Siz artık biliyorsunuz, aynı hataya düşmeyin:-)) 

Fotoğraf Çektirmekten Mutsuz Bir Beyfendi:-)

Burası hemen her yerde adı geçen ve tavsiye edilen Çamlı Kahve'nin bulunduğu alan. Bu yüzden uygulamaya adres Çamlı Kahve olarak girip, aracınızı kısmen daha rahat bir alana bırakma imkanı bulabilirsiniz. Burada ki otopark alanı çok büyük değil, erken saatte gitmediğiniz taktirde burada da aracınızı yol üzerine bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca bu alandaki otopark ücretsiz.

Keşfet; 

Burası belki de en zayıf planlama yaparak gittiğim yerdi ancak şans eseri de olsa Çamlı Kahve'ye gitmiş olmam açıkçası geziye başlama noktası açısından güzel oldu. Tek sıkıntı buradan aşağı, çarşıya doğru gitmek her ne kadar kolay olsa da, saatlerce gezdikten sonra o yolu geri tırmanmak epey zor:-))

Uzun sayılabilecek bir yolculuk sonrası geziye hemen başlamak yerine bir kahvaltı, kahve molası vermek için o bölgede ki Çamlı Kahve yerine Bağ Evi isimli restoranı tercih ettik. Açıkçası hem görsel olarak bize hitap etmesi hemde daha sakin olması açısından daha tercih edilebilir bir yer olarak düşündük ve sanırım haklı da çıktık. Çamlı Kahve en çok tavsiye edilen yerlerden biri de olsa benim tercih edeceğim tarzda bir yer değil. En fazla bir çay/kahve içilebilir.

Kahvaltı sonrası ise kendimizi bu eski Rum Balıkçı Köyü'nün sokaklarına vurduk:-) Yolda ilk karşımıza çıkan yer Kemerli Kilise adı verilen ancak içine girme imkanı bulamadığımız tarihi yerdi. Fener Rum Patrikhanesi tarafından satın alındığı ve restorasyon sonrası kilise olarak hizmet vereceği söyleniyor ama şu anda kaderine terk edilmiş durumda. Son derece bakımsız bir yer. Ancak önemli bir yer olsa gerek ki yabancı bir turist kafilesi, çok küçük bir kilise olmasına ve içeri girilememesine rağmen burada epey bir vakit geçirdi.

Bir sonraki durağımız ise meşhur, birçok fotoğrafa konu olan ve Tabut Ev olarak anılan yer oldu:-)) (Aslında çok hoş bir anma değil, içinde yaşayan insanlar var.) 200 yıllık bir geçmişi olduğu söylenen bu ev iki sokak arasında sıkışmış ve içinde yaşamın olduğu enteresan bir yapı. Burada da bol bol fotoğraf çektirip, kendimizi ara sokaklardan sahile doğru vurmaya devam ediyoruz.

Tabut Ev olarak anılan yer

Sahile gelmeden önce karşımıza çıkan son yapı ise Fatih Camii ve Avlulu Hamam. Tarihi bir camii olması dışında görsel olarak çok özellikli bir Camii olmasa da bizden bir yapı:-) Tabi öncesinde kilise olarak kullanıldığını da belirteyim.

Camii ve çevresini gezdikten sonra kısa bir mola için yeni durağımız ise sahil oluyor. Hafta sonları her zaman kuruluyor mu bilmiyorum ama biz geldiğimizde sahil boyu organik ürünlerden tutunda, hediyelik eşyalara kadar birçok ürünün sergilendiği bir organizasyon vardı ve gezmek gerçekten çok keyifliydi. Biz geç kahvaltı yaptığımız için yemek yeme ihtiyacı duymadık ama sahil boyunca herkese hitap edecek bir çok lezzet durağı mevcut. Özellikle akşam yemeği için çok güzel balık restoranlar mevcut.

Trilye Sahil

Sahilde biraz turlamayı ve dondurma yemeyi müteakip, gezi listemizde yer alan diğer yerleri görmek üzere tekrar yola koyulduk. Unutmadan çarşı olarak kabul edilen yerde birçok zeytin/zeytinyağı ve sabun satan işletme mevcut. Buraları da gezmenizi ve alış-veriş yapmanızı tavsiye ederim. Hem fiyatlar uygun hemde organik ürünler açısından çok zengin:-))

Sahil sonrası zaten planda 2 yer kalmıştı, bunlardan biri Taş Mektep, diğeri ise Dündar Eviydi. Taş Mektep aslına bakarsanız bu gezide en çok merak ettiğim yapı idi. 1909 yılında batı mimarisini yansıtan bir bina olarak inşa edilen okulda, zamanının Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Makarious'un da eğitim aldığı söyleniyor. 1924 yılında Kazım Karabekir Paşa tarafından şehit, öksüz ve yetim çocuklara eğitim veren bir okul olarak tekrar hizmete giriyor. 

Ancak restorasyon çalışması (2019 yaz mevsiminde devam ediyordu) nedeniyle bırakın içine girmeyi, sokağına dahi giremedim. Ne yazık ki fotoğraf dahi çekecek bir alan da bulamadım. Dündar evine ise hiç gitmedim:-) Burası da eski bir kilise ancak halihazırda konut olarak kiralanan bir özel mülk.

Gezimizi tamamlamak için faleze doğru tekrar dönmek ise gerçekten büyük bir eziyetti. Ancak sonuçta bu bölgede görülmesi gereken bir yer olduğu için bunu göze almanız gerekiyor. Tekrar yukarı yol aldığınızda çok güzel renkli merdivenli sokaklar olduğunu da unutmayın:-)

Renkli Merdivenler

Tahminimce Trilye'de geçireceğiniz vakit en az yarım gün olacaktır. Tek tavsiyem yaz mevsiminde gidecek iseniz, yürüme işini öğle güneşine denk getirmemeniz.

Tavsiyeler;

Fotoğraf sever arkadaşlar için fotoğrafçılık adına birbirinden güzel karelerin yakalanabileceği bir yer. Ben daha önce gezdiğim ve tarihi olarak nitelendirdiğim yapılara burada çok fazla rastlayamadım ve açıkçası ara sokaklarında kaybolunacak bir yer olarak görmedim burayı. Ama yine de mevcut haliyle bile fotoğraf sevenleri mutlu edecek bir yer.

Çarşı içerisinde ki dükkanlara mutlaka uğrayın, sizi mutlu edecek şeyler mutlaka bulacaksınız. Özellikle zeytinyağı, zeytin, sabun ve hediyelik eşya.

Bağ evi dediğim yerde kahvaltı etmenizi de öneririm. Ayrıca gece Trilye'de kalacaksanız yada akşam saatinde burada olacaksanız sahildeki balık restoranlar da güzel görünüyor, buraları da tavsiye ederim.

Tekrar gelinir mi sorusu benim için "HAYIR" :-)) Çünkü bir kere gördüm ve keşfettim ancak daha önce gelmemiş arkadaşların için özellikle sonbahar yada ilkbahar aylarında burayı ziyaret etmelerini öneririm. Ayrıca konaklamalı kalınabilir bir yer gibi görünüyor.

Konaklamalı kalmayacaksanız buraya yakın yerler olan Mudanya yada Bursa'yı da ziyaret planınıza alabilirsiniz. 

Yorum Gönder

2 Yorumlar

  1. Harika bir gezi olmuş gerçekten çok teşekkür ederim açıklama için, yaz bitmeden ailece gitmek istiyorduk Mudanya,Trilye,Gölyazı inşallah bizde gezimizden mutlu döneriz .Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Trilye ile birlikte Mudanya ve Gölyazı harika bir tercih olacaktır:-) Şimdiden keyifli vakitler dilerim.

      Sil