Nakkaştepe Millet Bahçesi | Otağtepe Fatih Korusu Gezi Rehberleri

Nakkaştepe Millet Bahçesi ve Otağtepe Fatih Korusu;

Nakkaştepe Millet Bahçesinden Boğaz Manzarası

İstanbul gezilerine kaldığımız yerden devam ediyoruz ama bu sefer saray yada tarihi yapılar değil; doğa ile iç içe korulardayız:) İlk ziyaret noktamız, Üsküdar sınırları içerisinde ve yine Üsküdar Belediyesi tarafından işletilen Nakkaştepe Millet Bahçesi olacak. İkinci ziyaret noktamız ise Beykoz sınırları içerisinde, Kara Yolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda ki Otağtepe Fatih Korusu.

Nakkaştepe Millet Bahçesi;

90 bin metrekare gibi muntazam bir büyüklüğe, aynı zamanda da en iyi boğaz manzarasına sahip mesire yerlerinden biri dersem sanırım buranın hakkını yeterince vermiş olurum:) Ulaşım ile başlayalım.

Nakkaştepe Millet Bahçesi Konum

Karşıdan gelecekler için Üsküdar Vapur İskelesine yakın, aynı zamanda Kuzguncuk Semtinin hemen üzeri. Farklı semtlerden bir çok otobüs ile en yakın Nakkaştepe Durağına kadar gelebiliyorsunuz. Ancak sonrasında 10-15 dk.lık bir yürüme mesafesi var. Giderken yokuş aşağı olduğu için sıkıntı değil ama geri dönüşte biraz yorucu:) 

Millet Bahçesine araç ile girişler ücretli, o da sanırım otopark ücreti olarak alınıyor ve 10 TL. Son derece büyük bir otoparkı var. Haftaiçi giderseniz bahçeye en yakın yere aracınızı bırakıp, yürüme mesafenizi azaltabilirsiniz:) Haftanın her günü 08.00-22.00 saatleri arasında ziyarete açık. İçeride mangal, ateş yakmak yasak. Sadece kendi getirdiğiniz hazır piknik malzemelerinizi kullanabiliyorsunuz. Yada içeride ki kafeterya yada ufak büfeden aldığınız malzemeleri tüketebiliyorsunuz. Hazır aklımda iken söyleyeyim; küçük büfede karton bardak çay ücreti sadece 2 TL.:) Belediyenin işletiyor olmasının avantajları olsa gerek:)

Geçelim içeriyi keşfetmeye; 

Millet Bahçesi Yerleşim

İçeride 26 farklı alan var gibi görünse de gez gez bitmez gibi bir durum söz konusu değil:) Hiç durmadan en fazla 40 dakikada tamamını rahatlıkla gezebilirsiniz. Sadece yamaç şeklinde bir yapısı olduğu için yürümek yorabilir. Zaten alanın büyük çoğunluğu mesire yerlerinden oluşuyor.

Girişte otopark sonrası sizi karşılayan ilk alan seyir terasları. Burası sanrım en iyi boğaz manzarası veren alan. Ahşaptan yapılmış sıra sıra teraslar var. Üzerlerinde masa-sandalye yok, sadece ayakta izlemek için yapılmış yerler:)

Girişteki Seyir Terasları

İçeride hemen her yerde tabela desteği ve bulunduğunuz alanı gösterir resimli panolar var. Kaybolunacak bir alan değil ama yine de sık aralıklarla koymuşlar:) Seyir teraslarından sonra ise alabildiğine hemen her yer mesire alanı:) Düzgün ve planlı yerleştirilmiş banklar var. İçeride en çok ilginizi çekecek alanlar ise Uçan Yol isimli ahşap yol, zipline, gölet ve macera parkuru ismi verilmiş ve çocuklar için hazırlanan alanlar. Uçan yoldan başlayalım.

Uçan Yol

Buranın özelliği ne derseniz. Toplamda 300-400 metre uzunluğunda U şeklinde yapılmış ve yerden bayağı yüksekte bir yürüyüş yolu. Üzerinde oturma alanları yok ama boğaza karşı olan kısmı güzel ve buradan da güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Uçan yolun hemen altında ise çocuklar için macera parkuru var. Burası gerçekten ilgi çekici ve eğlenmek için çocuk olmaya da gerek yok:) Macera parkurundan toplam 2 adet var. Bu alan aynı zamanda zipline bitiş noktası. Başlangıç noktası ise otoparkın o tarafta.

Macera Parkuru

Buradan aşağı doğru sola dönerseniz amfi tiyatro ile ikinci macera parkına, sağa dönerseniz ise çok amaçlı kapalı spor salonları, tenis kortu ve göletin olduğu alana çıkacaksınız. Bu arada etrafta açık alan spor yerleri ve kolaylık tesisleri de var.

Açık Alan Oyun Park ve Spor Yerleri

Bu tarafta en ilgi çekici yer ise; yapay gölet, gölet üzerinde ki ahşap köprü ve alt tarafta ki kafeterya. Burada da belediye işçileri tarafından hummalı bir çalışma var. Ya haftasonu hazırlığı, ya da yavaş yavaş bahar hazırlığı:)

Yapay Gölet ve Kafeterya

Bu alan görmeye değer son nokta diyebiliriz:) Buradan çıkışa doğru yine çekim yapabileceğiniz güzel yollar var. Eğer yanınıza yiyecek bir şeyler alırsanız burada geçireceğiniz zaman artacaktır. Ancak bir göreyim, iki fotoğraf çekeyim derseniz en fazla 2 saatinizi alacaktır.

Gölete Giden Yol

Nakkaştepe gezimizi tamamlayıp, Beykoz'a doğru yola çıkıyoruz. Bu arada yolunuzun hemen üzerinde, buraya sadece 10 dk. mesafede Beylerbeyi Sarayı'nı da ziyaret edebilirsiniz. Sabah erken saatte gelirseniz, Saray ve diğer koruyu da rahat rahat gezmek için vaktiniz olacaktır.

Millet Bahçesinden Boğaz Manzarası


Otağtepe Fatih Korusu;

Aslına bakarsanız burada anlatılacak pek birşey yok:) Hatta ufak bir meydan ve fotoğraf çekme dışında, gitmeye ne kadar değer onu da bilemiyorum. Çünkü alan mesire yeri yada içerisinde işletmelerin olduğu bir koru değil. Sadece kısıtlı manzara izlemek ve banklarda soluklanmak için yapılmış havası veren bir yer gibi.  Ulaşım ile başlayalım.

Otağtepe Fatih Korusu Konum

Koru, Beykoz İlçesine bağlı ve bence buraya da ulaşım çok sıkıntılı değil. Hatta sahil yolu boyunca keyifli bir yolculuk bile diyebiliriz:) Toplu taşıma ile ulaşım var. Aracınız ile gelirseniz de kendine ait otoparkı var. Hem giriş, hem de otopark ücretsiz. Ziyaret saatleri ise haftanın her günü 09.00-19.30 arası. 

Burasının resmi adı; Fatih Korusu TEMA Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi olarak geçiyor. Alan 1995 yılında Karayolları tarafından TEMA'ya devredilmiş ve bölgenin yeşillendirme ve rekreasyon çalışması Vehbi Koç Vakfı'nın maddi desteği ile yapılmış. O dönem ciddi bir çalışma yapılmış ve burası tam bir doğa harikası haline gelmiş. 2000 yılında bu yeni hali ile hizmete açılan koru, 2013 yılında tekrar Karayollarına devredilmiş. O tarihten sonra da sanki hiç bir şey yapılmamış gibi:) İçeride kullanabileceğiniz lavabo, wc dahi yok... Aslında var ama kapalı. Görevli arkadaşın dediğine göre pandemi zamanı şikayet vs. olmuş ve kapatmışlar. En yakın lavabo koru dışında ve buranın girişine 500 metre uzaklıkta ki bir kafenin lavaboları:)

Burası ile ilgili Osmanlı dönemine ait bir çok söylem var. Adını almasının sebebi olarak; Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul kuşatması öncesinde çadırlarını buraya kurduğu yönünde ve isminin oradan kaldığı. Ayrıca Yıldırım Beyazıt'ın da İstanbul'u fethetmek için burada çadırlarını kurdurduğu ve Anadolu Hisarı'nın yapımını burada planladığı birçok kaynakta yazıyor. Tabi bu bilgiler var ama içeride bunlara yönelik bir şey yok:) Sadece iki boğaz köprüsünü de görebileceğiniz kısıtlı alanlar..

Otağtepe'den Manzaralar

Peki içeride ne var derseniz; bir tane taş köprü (TEMA Vakfı döneminde yapılmış) ve altında nilüfer gölü ismi verilen küçük havuza benzer bir yer, seyir terasları, kısa yürüyüş alanı ve girilmeyen eski bir su sarnıcı. Vakti zamanında, Osmanlı'dan kalma bir de köşk varmış ama yıkılmış. Alanı aslında çok geniş fakat gezebileceğiniz yerleri kısıtlı, hemen her yere şeritler çekilerek giriş yasaklanmış.

Taş Köprü ve Nilüfer Göleti

Burası ile yaptığım araştırmalarda hemen her sitede İstanbul'un kesinlikle görülmesi gereken bir yeri, doğa harikası, çok güzel bir yer olduğu yazıyordu. Ancak benim anladığım kadarıyla bu bilgiler alanın TEMA Vakfı sorumluluğunda olan yıllarmış. Çünkü şu an içeride görülmeye değer ne bitki çeşitleri, ne çevre düzenlemesi var. O yıllardan kalan ne varsa ayakta kalmaya çalışıyor gibi. 

Bu arada sosyal medyada buradan çekilmiş harika karelerde sizi kandırmasın. O fotoğrafların çekildiği tek bir nokta var. Onun dışında ağaçlar artık manzarayı kapatmaya başlamış. Biraz acımasız davranıyorum gibi gelebilir ama bence yazıldığı kadar güzel bir yer değil. Belki başka kurumların elinde olsa İstanbul'un en çok tercih edilecek doğal alanlarından biri olabilir. Ama şu an kesinlikle değil:)

Sosyal Medyada En Çok Paylaşılan Manzaralardan Biri

Geçelim her iki yer ile ilgili ortak tavsiyelere.

Her iki alanın da ortak yönünün boğaz köprüleri, boğaz manzaraları çekmek için güzel yerler olduğunu söyleyebiliriz. Otağtepe'de dediğim gibi köprü manzarası çekilecek alanlar kısıtlı olsa da, İstanbul'un birçok yerine göre daha güzel. Yazı içinde belirtmedim ama buralarda gece çekimleri yapmak da sizi mutlu edecektir. Kısacası fotoğrafçı arkadaşlar için özellikle Nakkaştepe güzel bir yer. Ve tabi ki tele objektifler burada iyi iş görecektir:)

Nakkaştepe uzun saatler geçirilecek bir yer olsa da, Otağtepe için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Nakkaştepe'ye ikinci kez giderim ama Otağtepe'ye gitmem:) Belki el değiştirirse ve düzenleme yapılırsa düşünülebilir tabi ki:)

Olur da buralara giderseniz, ilave yerler de planlamanızda fayda var. Çünkü yeterli gelmeyip, ziyaretleriniz kısa sürecektir. Bu arada yazıyı Kız Kulesi fotoğrafı ile kapatalım:) Bu tarafa her gidişimde hiç tembellik yapmadan arabadan iniyor ve en az bir kaç kare çekip yoluma devam ediyorum:)

Kız Kulesi

Vakit ayırıp okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederim:)

Yorum Gönder

26 Yorumlar

  1. Karlı manzaralar öncesi sonbahar esintili görseller hoş olmuş :) Bu arada resimlerin her biri çok güzel ama gökkuşağı muhteşem :)

    Yeşili gidince otağtepe süsünü kaybetmiş.Gülibrişim ağaçları ile dolu mekan ve yapay gölün etrafı da hep bu ağaçlar ile süslenmiş.Küçük piknik sepetleri ile gelenler bu mekanda filmden çıkmış kareler gibi duruyordu.Bir de yasemin kokuları yayılıyor her alandan.Her ne kadar kalabalık da olsa bahar ve yaz zamanı ziyaret etmek çok daha keyifli bir gün geçirilmesine sebep olacaktır.Öte yandan dediginiz gibi küçük bir alan.

    Nakkaştepe giderim deyip sürekli ertelediğim yer.2022 'ye ayarlayayım artık , bana ödev olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yesilden kasıt kurumuş ve yaprak dökmüş ağaçlar, çiçeğini bırakmış çalılar vs. Hatalı bir ifade olmuş:)

      Sil
    2. Estağfurullah:) Daha önce Kuzguncuk ziyaretimde uğramıştım. O zaman bahar mevsimiydi ama pandemi nedeniyle kapalıydı.. Aslında bu dönemde İstanbul da ki yeşil alanları ziyaret etmek çok keyifli değil gibi ama hazır vakit varken gidip, dolaşıyorum:) O zaman bende bahar ayları için yeniden planlamaya alıyorum:)

      Sil
  2. Nakkaştepe, İstanbul' da yaşarken ayda 2 kez haftasonları erkenden kahvaltımda beraber gittiğim yerdi. Manzaraya karşı oturacak alanlar yapılmıştı o zaman. Fi tarihi diyeceğim artık o şehirde geçirdiğim zamanlara :) Herşey değişmiştir eminim. Bir zamanlar Otağtepe' de müthiş çiçeklerle ve dekoratif şekilde düzenlenmiş bahçesiyle müthişti. Mutlaka fotoğraflar çektirilirdi orada. Kimbilir belki bahara doğru yeniden canlandırırlar.
    Elinize sağlık yayın için. :)
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Otağtepe TEMA Vakfindan alınınca popülerliğini ve bakımlı zamanlarını geride bırakmış gibi duruyor.. Güvenlik vs var ama ilgi ve bakım yok şu an:( Nakkaştepe'nin eski halini bilmiyorum ama şu an eğer yakında oturuluyorsa sürekli gidilebilecek bir yer:) Teşekkür ederim, saygılar.

      Sil
  3. Nakkaştepe'deki parkura bayıldım, kesinlikle çocuk olmak gerekmiyor!
    Sabah çok erken saatte mi gittiniz, kimsecikler yok ne kadar güzel!!!!!
    Kesinlikle çocuklarla İstanbul'a gelebilirsek götüreceğim.

    Bir de bu yazıdan bağımsız, kart konusunda yorumunuzu aldım bir adres ulaştırabilirseniz, tüm kartları yolladım ama büyük bir zevkle yollarım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kart konusunda ki ince düşünceniz için samimi olarak teşekkür ederim, tekrar zahmet etmeyin hiç, bir sonraki sene için sözleşelim şimdiden:)

      Nakkaştepe güzel ama Kuzguncuk daha güzel:)

      Sil
  4. I like bridges, and that is a great one, great places as well!


    marisasclosetblog.com

    YanıtlaSil
  5. İkisinden de haberim yoktu:) Arada fazla mesafe olmadığına göre Beylerbeyi Sarayı'na gitmeyi aklına koymuş biri Nakkaştepe'yi de, Fatih Korusu'nu da görmeli diye düşündüm. Tabii ki verdiğiniz bilgileri dikkate alarak.
    İlk fotoğraf tam da bahsettiğiniz gibi. Bir de gökkuşağını yakalamışsınız ki muhteşem bir tablo çıkmış ortaya. Kız Kulesi'ni görmekten ben de asla bıkmadım, bıkmayacağım. Bambaşka bir havası var.
    Harcadığınız vakit ve emekleriniz için teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nakkaştepe ile Beylerbeyi Sarayı yürüme mesafesi değil (yokuştan dolayı) ve taksi ihtiyacı var ama yine de çok yakın sayılır:) Kız Kulesi'ne uzaktan bakmak bile her seferinde ayrı bir keyif veriyor:) Fotoğraflarım için yazdıklarınıza teşekkür ederim:)

      Sil
  6. Nakkaştepe'ye gitmiştik bir kere. Yürünecek bayağı bir alan vardı. Biz her yerini dolaşmamış olabiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yokuş olduğu için yorucu bir alanı var ama çok büyük değil gibi:)

      Sil
  7. Macera parkurunu denedin mi hocam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam kapalıydı:) Tel örgüler arkasından baktım sadece:)

      Sil
  8. I like the adventure track and trail. Your first photo of the bridge and rainbow is stunning. Great post!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Thank you Bill:) I was lucky about the rainbow photo:)

      Sil
  9. uçan yol harika gibi, ilk fotoğrafı çok güzel yakalamışsınız. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:) Uçan yol beklediğim kadar güzel değildi, idare eder diyelim:)

      Sil
  10. Merhabalar Sezgin Bey.
    Üç günden beri blog sayfanıza bu beşinci gelişim. Geliyorum incelemeye başlıyorum bilgisayarım önce donup kalıyor. Daha sonra power düğmesinden yeniden çalıştırıyorum ve yaklaşık yarım saat kadar aç kapa yaparak bilgisayarımı tekrar çalıştırabiliyorum. Elimdeki çok eski bir İ3 - 350M işlemcili, 3Gb memory olan bir dizüstü. Anakart üzerinde bulunan kuzey köprüsü çipindeki bir arıza yüzünden yaşıyorum bunları. Kendim tamir edemedim. Tamirciler de makinanın ederinden fazla istiyorlar şimdilik böyle idare ediyorum.

    Siz gezi izlenimlerinizi fotoğraf desteğinde anlatırken, benim aklım İstanbul'un ilk sahiplerine gidiyor. Tarihi kayıtlara göre İstanbul'da ki ilk yerleşen kavimler kimlerdi? İstanbul'un kışı da çok soğuk olur. Kış mevsimlerinde soğuklardan nasıl korunurlardı? vs Düşünmeden geçemiyorum.

    Tekrar sizin izlenimlerinize odaklanıyorum ve İstanbul'un halihazır coğrafyası üzerindeki yerleri rehberliğiniz eşliğinde ben de sizinle birlikte geziyorum. Bizim gibi İsstanbul'un "İ" sini bilmeyenler için İstanbul'u gezmek ve dolaşmak zor. İstanbul planlı ve proğramlı bir şekilde gezilmeli ya da incelenmeli.

    Biz İstanbul'un ne kadrini ne de kıymetini biliyoruz. Doğayı nasıl har vurup harman savurduysak, İstanbul'u da hiç acımadan talan ediyoruz. Halbuki İstanbul'un tamamı özel korumalı sit alanı gibi olmalı. Sanayisi, ticaret merkezleri vs İstanbul'un tarihi mekanlarından çok uzak bir yerlerine kurulmalıydı. Ama iş işten geçti atı alan Üsküdar'ı geçti. Bundan sonra İstanbul'u korusan ne kadar koruyacaksın ki!

    Özel mülkiyet alanları da öylece tarihi dokularıyla kalmalıydı. Şimdi Ankara'da Hacıbayram'da ve Hamamönü'nde o eski yapılar nasıl aslına uygun restore edilip yine insanların kullanımına açtılar? İstanbul 'da aynen öyle olacaktı. Devasa iş yerleri yüksek binaların yapılmasına müsaade edilmeyecekti. Yani imara kapatılacaktı. Çok güzel bir şehir planlaması yapıldıktan sonra belli başlı yerlere o da fazla yüksek katlar olmadan aslına ve tarihi dokusuna sahip çıkılarak imarlaşma olabilirdi. Çünkü burası İstanbul. Bırakın Türkiye'yi Dünya'nın gözbebeği olan bir yerleşim yeriydi.

    Nakkaştepe, Millet Bahçesi ve Otağtepe Fatih Korusu ile ilgili bu çok güzel gezi izlenimleriniz için emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Ayrıca İstanbul'u bize tanıttığınız ve tanıma fırsatı yarattığınız için çok teşekkür ederim.
    Selam ve saygılarımla. Esen kalın, hoşçakalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey;

      Öncelikle bilgisayarınız için üzüldüm.. Ancak şu dönem eldekinin değerini bilme ve sonuna kadar idare etme dönemi:) Yeni bir bilgisayar ciddi maliyet demek:(

      İstanbul'un ilk yerleşim sahiplerinin Megaralılar adında bir topluluk olduğu söyleniyor ve antik bir Yunan Devleti olduğu yönünden bilgiler var. Mutlaka daha öncesi vardır ama bu bilinen kısmı:) Göbeklitepe gibi bir yer bulunursa belki bu bilinen tarihte değişir diyeceğim ama İstanbul sizin de yazdığınız gibi talan edilmiş bir şehir.. Bu saatten, bu yapılaşmadan sonra birşey bulunması imkansız gibi..

      İstanbul'u gezmekle bitirmek çok zor ama ben bu yönde kararlıyım:) Teşekkür ederim değerli yorumunuz için, saygılarımla.

      Sil
  11. Merhabalar Sezgin Bey.
    İstanbul'un bilinen ilk yerleşimcilerinin "MEGARA"lılar olduğunu öğrenmiş oldum. Çok teşekkür ederim. Elbette yapılacak kazılar ve incelemeler sonu bu bilgiler değişebilecektir. Göbeklitepe'de bu zamana kadar bilinen ezberleri bozmuş durumda.
    Sağlıcakla kalın. Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil