İlk olarak yaklaşık 3 ay süren Kocaeli Büyük Şehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK) kurumunda "Fotoğraf Çekimi" kursuna katılarak bu işin temel eğitimini almaya başladım. Ve kurs sonunda MEB onaylı Fotoğraf Çekimi sertifikası almaya hak kazandım. Bu belge sayesinde aynı zamanda bu sektörde çalışma, serbest zamanlı iş yapma konularında yeterlilik kazanmış oldum. Bu süreç başlangıcında doğal olarak bir makine edindim ve kursun daha verimli geçmesini sağladım.
 |
| Fotoğrafçılık |
Aslına bakarsanız bu kurs tek başına profesyonel anlamda bu işi yapmak için yeterli değil. Çünkü kurs içeriğine baktığınız zaman teori kısmı biraz yetersiz. Hepi topu 96-120 saatlik bir eğitim ve büyük bir kısmı da pratik yaparak geçiyor. Sektöre baktığınız zaman bu iş için 2-4 yıllık üniversite bölümleri var:) Sertifika anlamında geçerliliği olsa da aslında hobi maksatlı bu işe başlayacaklar için güzel bir kurs diyebiliriz.
İşin içinde elektronikten tutun, fiziğe kadar birçok konuda bilgi sahibi olunması gerekiyor. Baktığını görebilmek, kompozisyon bilgisine sahip olmak esas gibi görünse de, bu işi başka fotoğraf meraklılarına aktarabilmek, profesyonel anlamda yapabilmek için işin çok daha fazla detayını bilmek gerekiyor. Ama az önce de söylediğim gibi kendiniz için fotoğraf çekecekseniz temel fotoğrafçılık bilgilerini bilmeniz, makinenizi tanımanız yeterli olacaktır.
Ben şahsım adına kurstan tam anlamıyla tatmin olmadığım için bu konunun üzerine eğilmeye bir süre daha devam ettim. Ve bu konuda bilinen yerli, yabancı fotoğrafçıların kitaplarını almaya, okumaya ve bunları pratiğe dökmeye devam ettim. Diğer taraftan da teknik konulara yöneldim. Biraz da elektronik/haberleşme mühendisliği mezunu olmam nedeniyle bu kısmı biraz daha kolay aştım. Ama sanatsal kısmı ne yazık ki okumakla, araştırmakla olmuyor:) Bol bol pratik yapmanızın yanında bu bakış açısına da sahip olmanız gerekiyor.
 |
| Kitaplarım ve Makinem |
Bu eğitim sürecinde her yeni bir şey öğrendiğimde (blogun ilk yayın hayatına başladığı yıllarda) bunları yazıya dökerek sizlerle paylaştım. Geri dönüp bu yazıları okuduğumda halen geçerliliğini ve güncelliğini koruduğunu görüyorum:) Bu sayede kendimce doğru yolda olduğumu da bugün görmüş oldum:) Eğer merak ederseniz bu konuda ki farklı yazılarıma şu linklerden ulaşabilirsiniz. (
Mobil Fotoğrafçılık -
Hoş Olmayan Fotoğraflar -
Siz Hangi Gruptansınız?)
Bu yazdıklarım - eğer becerebilirsem - bilgi notu olarak değerlendirilebilecek ve çıktı alınıp saklanabilecek düzeyde olacak. Aynı zamanda yeni başlayanlara workshop tadında güzel bilgilerden oluşacak.
Bu kadar uzun bir giriş, tanışmadan sonra madde madde ilerleyelim.
1. Fotoğraf Makinesi ve Cep Telefonu Kameralarının Çalışma Mantığı;
Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımın genelinin profesyonel olmadığını düşünerek çok temel mantıkla anlatmaya çalışıyorum. Eğer ufak da olsa bu konularda bilgi sahibi olursak yapacağımız çekimlerin mantığını anlamış oluruz diye düşünüyorum.
 |
| Kaynak: https://human.libretexts.org |
Öncelikle bilmemiz gereken; fotoğrafın temeli IŞIK. Işık varsa fotoğraf var ve fotoğraf çekmek aslında ışığın kontrollü bir şekilde kaydedilmesi anlamına geliyor. Temel prensip olarak ışık önce lensten geçiyor. Diyaframdan geçişte miktarı ayarlanırken, enstantene sayesinde sensöre ne kadar süre ile ulaşacağı belirleniyor. Sensör ise miktarı ve süresi ayarlanarak gelen ışığı elektrik sinyaline çevirerek dijital görüntü oluşturuyor.
Cep telefonlarımızın kamerası da tamamen aynı mantıkla çalışıyor. Ama tek farkı sensörlerinin daha küçük olması ve birçok ayarının yazılımlar tarafından otomatik olarak yapılması.
Kısaca özetlersek;
1. Lens; çekmek istediğimiz görüntüyü sensöre odaklar.
2. Diyafram; sensöre girecek ışık miktarını kontrol eder.
3. Enstantene; ışığın sensöre ulaşma süresini belirler.
4. ISO; sensörün ışığa duyarlılığını ayarlar.
5. Sensör; ışığı algılayarak dijital görüntü oluşturur.
2. Temel Fotoğrafçılık Terimleri;
Herşey güzel ama bu diyafram, enstantene vb. terimler nedir, ne işe yarar? Aslına bakarsanız en temel ve anlaşılması gereken terimler bunlardır. İster kamera, ister cep telefonu ile fotoğraf çekin, eğer otomatik modu kullanmıyorsanız, bu terimlerin işlevini iyi bilmeniz gerekiyor. Otomatik modda çekeceğiniz fotoğraflar ışığı kendi kafasına göre algılayacağı ve işleyeceği için sizin baktığınızda gördüğünüz yada karşı tarafa geçirmek istediğiniz duyguyu vermeyecektir. Bu terimlerin makine üzerinde ki değerleri ile oynayarak bu etkiyi oluşturabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Ben şahsen bu terimlere özellikle makine üzerinde hakim oldukça daha başarılı fotoğraflar çektiğimi gördüm. Bununla birlikte, belki de sanatsal bakış dışında teknik olarak bilmeniz gereken en önemli hususlar bunlar olacak. O yüzden bu bölüme özel dikkat :)
Diyafram; Lensimizin içindeki açıklık ve makine üzerinde "F" harfi ile gösteriliyor. Başlangıçta hatırlarsanız sensöre girecek ışık miktarını belirleyen terim olarak bahsetmiştik. Objektifimizde ışığın geçtiği bu deliği göz bebeğimiz gibi düşünebilirsiniz. Karanlıkta genişleyen, aydınlıkta daralan göz bebeğimizin çalışma prensibi ile aynıdır:)
 |
| Diyafram Açıklığı |
Kamera üzerinde ki sayısal değeri ne kadar büyükse delik o kadar küçülür. Bu değer, net alan derinliği ile alakalı olup, ön plandaki en net nokta ile arka plandaki nokta arasındaki uzaklık anlamına gelir. Diyafram değeriniz ne kadar küçükse delik büyüyecek ve size yakın obje netleşirken arka plan bulanık olacaktır. Burada önemli olan istediğiniz etkiyi verebilmek için konunun önünde veya arkasında ki mesafeyi ayarlamaktır.
Buradan kısaca şunu çıkarabiliriz; manzara vb. fotoğraflar çekerken diyafram değerimiz büyük olacak ki (küçük delik) tüm görüntü net olarak elimize geçsin. Diğer taraftan portre yada makro vb. fotoğraflar çekerken diyafram değerimiz küçük olacak ki (büyük delik) konumuz net, arka planı bulanık olsun.
Enstantene; Fotoğraf makinesinde ki perdenin açık kalma süresidir ve "A" harfi ile gösterilir. Yani makineye girecek ışığın süresini belirler. Mantık şudur; daha karanlık ortamlarda ışığın makineye daha uzun süre girmesi için düşük enstantene hızı, aydınlıkta ise daha az girmesi için daha büyük enstantene hızı gerekir. Karanlıkta doğal olarak ışık daha az olacak ve makine dijital dönüşüm için daha uzun süre ışık toplamaya çalışacaktır. Ama berrak bir gündüz saati ışık zaten yeterli olacağı için kısa süre ışık alması yeterli olacaktır.
 |
| Enstantene Hızı ve Etkisi |
Burada ki püf nokta ise şudur; ışık az, ihtiyaç fazla ve uzun süre açık kalması gerekiyor. Ama diğer taraftan kadraja giren objeler hareket etmeye devam ediyor:) Bu yüzden de fotoğraflar ister istemez bulanık hale geliyor. Tam tersini düşündüğünüzde ışık çok, ihtiyaç yok ve kısa süre açık kalıyor. Hal böyle olunca kadrajdaki hareketli objeler donuyor ve net bir fotoğraf karesi yakalamış oluyoruz:) Az ışıkta bulanıklaşmayı önlemek için ya tripod kullanıp kamerayı titretmeden kullanmamız/ flaş açmamız gerekiyor yada ISO değerimizi artırarak kameranın ışığa duyarlılığını artırmamız gerekiyor. Peki nedir bu ISO derseniz, cevabı aşağıda:)
ISO; Sensörümüzün ışığa duyarlılığı demek en temel tanım sanırım. Düşük ISO değerleri daha temiz görüntü verirken, yüksek ISO değerleri karanlık ortamlarda avantaj sağlıyor ama ne yazık ki görüntüde kumlanmaya sebep olabiliyor. Gerçi bugün üst seviye makinelerde bu durum kısmen aşıldı. Ama benim gibi halen yarı profesyonel bir makine kullananlar için bu değer halen önemli.
Bu üç değeri isterseniz makinenin insafına bırakıp otomatik modda çekimler yapabilirsiniz. Ama başta da yazdığım gibi istediğiniz etkiyi oluşturabilmek adına manuel olarak ayar yapmanızda fayda var. Başta bunları ayarlamak size zor gelse de emin olun kısa sürede buna alışacaksınız. Aşağıdaki resim bu üç tanımı en iyi anlatan görsel diye düşünüyorum.
 |
| Kaynak: https://www.arthenos.com |
Bunlara ilave bir çok terim daha var ama bunlar temel ve en bilinmesi gerekenler. Diğerleri pratik esnasında yada makine üzerinde anlatılacak teferruat kısımlar diye düşünüyorum. Sadece önemli bir konu daha var. O da pozlama telafisinin kullanımı. Bu makine üzerinde size enstantene ve diyafram değerlerini doğru kullanıp kullanmadığınızı gösteren bölüm. Onu olurda birlikte çekim yapma imkanı bulursak pratikte anlatırım:)
3. Işık Türleri;
Bu konu da önemli:) Çünkü ışık dediğimiz şey; görüntünün karakterini belirleyen en önemli unsur. Işık varsa fotoğraf var:) Ama sadece varlığı da yetmiyor, kaynağı, yönü, sertliği, rengi... Bunların hepsi fotoğrafın atmosferini, duygusunu etkiliyor. Benim açıkçası en zorlandığım konuların başında ışığa göre makine ayarları yapmak olmuştu. Işığı nasıl kullanacağımız fotoğrafın 7 altın kuralının en başında geliyor. Olabildiğince anlaşılır şekilde ışık türlerini anlatmaya başlıyorum.
Doğal Işık; Doğrudan güneşten gelen yada gökyüzünden yansıyan gün ışığına doğal ışık diyoruz. En iyi zamanları; gün doğumu/ gün batımından hemen önceki sıcak ve yumuşak ışık olarak tanımlanan altın saat ile gün batımı sonrası/ gün doğumundan hemen önceki mavi saat. Manzara, sokak ve portre fotoğrafçılığı için ideal diyebiliriz.
Yapay Işık; İnsanlar tarafından oluşturulan stüdyo flaşları, led ışıklar, tungsten lambalar ve sokak lambalarını bu kategoriye dahil edebiliriz. Daha çok ürün yada moda çekimleri ile stüdyo fotoğraflarında kullanıyoruz. Hem gücü hem de yönü ayarlanabildiği için bize avantaj sağlar ama dediğim gibi ağırlıklı kapalı alanlarda kullanılan ışık türüdür.
Sert Işık; Keskin ve güçlü gölgeler oluşturan ışık türüdür. Kontrastı yüksek, gölge kenarları keskin ve detayları güçlü gösterir. Öğle güneşi bu ışık türüne giriyor. Daha çok dramatik portre, sokak fotoğrafları ve siyah beyaz çekimlerde tercih edilmelidir.
Yumuşak Işık; Gölgelerin yumuşak olduğu, daha homojen bir ışık türüdür. Daha eşit yayıldığı için konuyu güzelleştirdiği düşünülen ışık. Bu ışık türü daha çok bulutlu havalarda görülüyor. Pencerelerden sızan ışıkta bu türün içinde. Portre, moda ve güzellik çekimlerinde kullanılması tavsiye ediliyor.
Ön Işık; Konunun tam karşısından gelen ışık türü. Gölgeler azalır, konu net görülür ve düz bir görüntü oluşturur. Belgesel ve ürün fotoğrafçılığı için tercih ediliyor.
Yan Işık; Konunun yanından gelen ışık türüdür. Doku ve derinlik ortaya çıkarır, kontrastı artırır. Manzara, mimari fotoğraflar ve portre çekimleri için tercih ediliyor.
Arka Işık; Konunun tam arkasından gelen ışık türüdür. Silüet oluşturur ve dramatik bir atmosfer yaratır. Doğa ve silüet fotoğrafları ile sanatsal portrelerde tercih ediliyor.
Tepe Işığı; Öğle güneşi olarak kabul edilen bu ışık türü pek tercih edilmiyor.
Işık türleri kafada tutması pek kolay olmayan şeyler. Bu daha çok, farklı saatlerde çekim yaptıkça, çektiğimiz fotoğrafları bilgisayarda incelerken fark edeceğimiz bir şey diye düşünüyorum. Çok fazla girdisi olan bir konu ile karşı karşıyayız. O yüzden birçok şeyi temel ve teori olarak öğrendikten sonra bol bol pratik yaparak anlayacağız. Böylelikle fotoğrafa çıkarken hangi saatlerin bizim için daha iyi olduğuna karar vereceğiz. Yada ilerleyen aşamalarda bir gölge gördüğümüzde, ışığı farklı açılardan yakaladığımızda hangi tarz çekim yapacağımıza kolaylıkla karar verebileceğiz.
Teknik kısımları yüzeysel olarak geçtikten sonra geçelim kompozisyon kısmına:)
4. Kompozisyon;
Aslında kompozisyon dediğimiz şey; fotoğrafın anlatım dili olarak tanımlanabilir. İzleyicilere neyi, hangi sırayla ve hangi duyguyla göstereceğimizdir. Burada hatırlatmak isteyeceğim en önemli konu; teknik olarak mükemmel olmasanızda iyi bir kompozisyon ile fotoğrafınızı son derece güçlü gösterebilirsiniz. Tam tersi olarak da kötü bir kompozisyon en iyi kamera ile çekilmiş bir fotoğrafı sıradanlaştıracaktır. Her ikisi bir arada olduğunda zaten söze gerek kalmayacaktır:)
Kompozisyonda temel amacımız; izleyicilerin gözünü yönlendirmek, hikaye anlatmak, duygu oluşturmak ve karmaşayı düzenlemektir. Fotoğrafı çekerken görüyorsunuz ama kompozisyon için nasıl göreceğinize karar veriyorsunuz:) Şunu lütfen unutmayın, fotoğrafta kural yok, siz ne isterseniz onu, dilediğiniz gibi çekersiniz. Ama iyi fotoğraflar çekebilmek için yıllar yılı tecrübe edilmiş bir takım yazılı olmayan kurallar vardır. Bunları da rehberlik etmesi için aşağıya madde madde yazıyorum. Başlangıçta ne uzun, nasıl akılda kalacak gibi soru işaretleri olacaktır. Ama pratik yaptıkça bunlar bilinç altınıza işleyecek ve çoğunu farkında olmadan yapıyor bulacaksınız kendinizi:)
 |
| İlgi Merkezi |
İlgi Merkezi; Fotoğrafa bakan kişilerin ekrana ilk baktıklarında dikkatlerini ilk çeken, onları fotoğrafın içine çeken nesneye ilgi merkezi yada ilgi odağı diyoruz. Buradan da anlaşılacağı üzere fotoğrafta sadelik en önemli hususlardan. İlk fotoğraf çekmeye başladığınız zamanları hatırlayın, gözünüze güzel görünen herşeyi tek kareye sığdırmaya çalışıp, bize anlamlı gelen herşeyi tek karede toplamaya çalışıyorduk. Ama gelin görün ki bu, bakanları şaşırtmaktan öteye gitmemektedir. O yüzden bir ilgi merkezi ve sadeliği öncelikli kurallarımız olarak kabul ediyoruz.
 |
| Altın Oran/ Üçler Kuralı |
Üçler Kuralı/ Altın Oran; Telefon kullanan arkadaşlar kamerayı açtıklarında karşılarına çıkan ızgaraları hatırlayacaktır. Genelde ekranı 2 yatay ve 2 dikey çizgiyle 9 parçaya bölen çizgilerdir. İşte bu çizgilerin kesiştiği alanlar güçlü odak noktalarıdır ve ilgi merkezimizi tam ortaya koymak yerine bu kesişme noktalarına koymak fotoğrafımızı her zaman güçlendirecektir.
 |
| Ufuk Çizgisi Oranı |
Ufuk Çizgisi; Altın orana benzer bir durum vardır. Genelde hepimiz ufuk çizgisini ortalama, ekranın tam ortasından geçmesi yönünde davranış gösteririz. Ama bunu yapmaktansa ekranımızın hangi tarafı daha güçlüyse ve birşeyleri daha baskın anlatıyorsa ufuk çizgisini ters tarafına alın. Yani anlatmak istediğiniz alan ekranda daha çok yer kaplasın ve ufuk çizgisi tersi tarafta daha yukarıda yada daha aşağıda kalsın. Bu da sizin fotoğrafınızı güçlendirecektir.
 |
| Doğrultu Yön |
Doğrultu/ Yön; Burada ilgi merkezi olarak seçtiğimiz her neyse onun doğrultu ve yönü fotoğrafımızı daha estetik ve ilgi çekici yapacaktır. Misal ilerleyen bir arabanın gidiş yönünü dikkate almaz, aracı tam ortaya yada gidiş yönünde kadraj çıkışına koyarsanız pek bir estetiği kalmaz. Bu aynı zamanda ekranda bir sıkışıklık hissine de sebep olur. O yüzden bakış yada hareket yönü ekran içine doğru olduğu zaman otomatik olarak bakanları da fotoğraf içine çekmiş olursunuz. Kısaca; hareket yada bakış ne taraftaysa o tarafa doğru boşluk bırakarak fotoğrafımızı daha estetik hale getiriyoruz.
 |
| Yönlendirme Çizgileri |
Yönlendirme Çizgileri; Fotoğrafta yol, ray, duvar, gölge, nehir yada mimari çizgiler her zaman izleyicinin bakışını konuya taşır. Bu yüzden kadrajın bir kenarından başlayıp, diğer kenarından hikayeye çıkaran yönlendirme her zaman izleyiciyi görsel bir yolculuğa çıkartacaktır. Bunu sanırım fotoğraf ile anlatmak daha kolay olacaktır:)
 |
| Dikey Çekim |
Yatay ve Dikey Çekim; Bu konuda çok keskin ayrım yapmak doğru olmasa da ilgi merkezimiz, konumuz dikey yönde ise dikey kadraj kullanmak daha doğru olabilir. Misal bir kapı yada minare çekerken dikey kadraj kullanmak ilgi merkezimizi daha dikkat çekici hale getirebilir. Tabi bugün en çok fotoğraf paylaşılan sosyal medya platformunu instagram olarak kabul edersek ve çok güçlü fotoğraflar çekemiyorsak dikey kadraj her zaman tercih sebebi oluyor. Bunun iki sebebi var diye düşünüyorum. Birincisi bu platformda yatay kadrajlar çok küçük kalıyor ve detaylar görünmüyor. Haliyle de fotoğraf zayıf görünüyor. İlave olarak cep telefonu ile yatay çekilen fotoğraflar daha da zayıf kalıyor. O yüzden benim gördüğüm fotoğrafların %90'ından fazlası dikey kadraj ile paylaşılıyor. Tercih size kalmış:)
 |
| Yaşam Öğesi |
Yaşam Öğesi; İçerisinde insan bulunduran öğelerin, bakan kişiler üzerinde daha yoğun bir etki bıraktığını sanırım inkar edemeyiz. Çünkü insanlar bir şekilde kendileri ile ilişkilendirecek birşeyler arayarak bu fotoğraflara daha fazla yakınlık duyuyorlar. Bununla birlikte içinde insan bulunduran kareler tekrarı olmayan anlar olduğu için en ideal kompoziyon türüdür. Burada en önemli konu ise; kareye alacağınız insanlardan izin alma zorunluluğu. Bunu yapmadığınız takdirde hem fotoğraf çekme anında sıkıntı yaşayabilir hem de bu fotoğrafları izinsiz paylaşma durumunda yasal zorluklara girme durumunuz olabilir.
 |
| Siyah Beyaz Çekim |
Siyah/ Beyaz Etkisi; Burada da kesin kurallar olmamakla birlikte, kapalı havalarda, güneş ışığının ortama direk gelmediği durumlarda yani kısacası gri ortamlarda siyah beyaz çekim karenizi fazlasıyla güçlendirecektir. Çünkü bu tür ortamlar siyah beyaz kullanıldığında kompozisyonunuzu dramatikleştirecek ve çok güçlendirecektir. Bununla birlikte tarihi yapıların siyah beyaz çekimi de güzel kareler çıkaracaktır.
Simetri; Genel bir uyum ve denge hissi için simetriyi göz önünde bulundurun. Misal yansıma fotoğrafları yada mimari fotoğraflar. Yada asimetrik dengede göz önünde bulundurulabilir.
 |
| Çerçeve |
Çerçeve; Özellikle kalabalık fotoğraflarda sadeleştirme yapma imkanınız yoksa ilgi merkezinizi bir çerçeve içine yerleştirme fikri kompozisyonunuzu fazlasıyla güçlendirecektir.
İnsan gözü bir görüntüye baktığı zaman, öncelikle belli şekilleri algılama yada tanıma ihtiyacı duyduğu için fotoğraflarınızı grafik anlatım ile ifade etmeye çalışabilirsiniz. (Kuşların "v" şeklinde uçuşu yada "s" şeklinde yollar.)
Büyük yada küçük, çekilen konunun boyutlarını göstermek istiyorsanız, ekranınıza insanların baktığı zaman bu boyutu anlayabileceği başka öğeler ekleyin. (Bir şelalenin büyüklüğü yada kayalıkların büyüklüğü gibi.)
İlgi merkezinizin arkasındaki fona (arka plana) yada boşluklara dikkat edin. Boşluklar sonsuzluk duygusu verip, hayal gücünü tetikler...
Karşıtlık her zaman bakan kişilerin dikkatini çeker. (Boyut, şekil, ton, ışık, renk farklılıkları/karşıtlıklarını kullanmaya çalışın.)
 |
| Ritim |
Birbirini yineleyen eş özellikteki nesneler ritmi oluşturur.
Kompozisyon gördüğünüz gibi başlı başına bir fotoğrafçılık konusu ama ben buraya olabildiğince kısa ve öz şekilde yazmaya çalıştım. Şimdi gelelim fotoğrafçılık türlerine.
5. Fotoğrafçılık Türleri;
Manzara Fotoğrafçılığı
Hemen herkesin fotoğraf çekmeye başlamasının belki de en büyük sebebi gördüğümüz harika manzaraları fotoğrafa aktarma isteğidir. Sabah ve akşam saatlerindeki ışıklar (altın veya mavi saatler) idealdir. Öğle saati ışığı hemen her tür fotoğraf karesi için tercih edilmeyen ışık türüdür. Fotoğraf makinesi ile çekenler için sınırsız alan derinliği elde etmek için kısık diyafram (yüksek değerli F) kullanmakta fayda var. Cep telefonu ile manzara fotoğrafı çekmenin çok güç olduğunu da aklınızdan çıkarmamakta fayda var...
 |
| Manzara Fotoğrafı |
Portre Fotoğrafçılığı
Kuralların, prensiplerin en fazla esnetilebildiği çekim türüdür. Portre çekimlerinde fon çok önemlidir ve portreniz ile uyumlu olmalı, ilgiyi başka yöne çekecek fonlar olmamalıdır. Diğer önemli husus ise portresini çekeceğiniz insanlardan izin almanızdır. Fotoğrafçı olmanın en önemli hususlarından biri de belki budur. İkili ilişkilerde iyi olup, ikna kabiliyeti yüksek olmak... Benim mesela hiç portre fotoğrafım yoktur:) Netlik için en ideal yer gözbebekleridir. Netliği buradan alırsanız net bir portre fotoğrafı elde edersiniz.
 |
| Portre:) |
Mimari Fotoğrafçılık
En önemli husus; bakış açınızı belirlemek, buna bağlı olarak ışığın yapıyı nasıl etkilediğini belirlemek olacaktır. Bu yüzden çekimden önce yapının etrafını mutlaka dolaşıp, gözlem yapın. Birde imkan varsa farklı yüksekliklerden çekim yapmaya çalışın. Mimari fotoğraflarında nihai amaç yapının boyutlarını göstermek olduğundan farklı yüksekliklerden çekeceğiniz fotoğraflarında sonucu farklı olacaktır.
 |
Yapı Fotoğrafı
|
Makro Fotoğrafçılık
Mümkün olduğunca doğal ışık kullanın ancak ormanlık vb. alanlarda ışığı bulmak zor olacaktır. Bu yüzden dahili flaşı kullanmayı mutlaka bilin. (DSLR Mk.lerde manuel mod çekim yaparken kullanabileceğiniz max. enstantane değeri markaya göre 1/200-1/250sn.dir. Boşuna üzerine çıkmaya çalışmayın) Makinenizin beyaz dengesi ayarını (WB) dikkatle kullanın. Kendi gölgenize dikkat edin:)
 |
Dahili Flaşlı kısmi Makro Çekim
|
Bunlar genel olarak hepimizin kullandığı çekim teknikleri, şimdide ayrıntı olan çekim tekniklerini kısa kısa anlatalım;
Yağmurdan sonra Doğa fotoğrafı çekmeye mutlaka çıkın, çünkü çekim sonunda renklerin daha parlak ve canlı olduğunu göreceksiniz.
 |
Doğa Fotoğrafı
|
Ters ışıkta (Güneş sizin karşınızda, ilgi merkezinizin arkasında) Silüet fotoğrafı çekiyorsanız güçlü görsel öğeler seçmeye dikkat edin. Ayrıca insan çekimi yapıyor ve yüzünün/ bedeninin daha aydınlık görünmesini istiyorsanız, dahili flaş ile çekim yapmayı deneyin. Muhtemelen sonuç sizi memnun edecektir.
 |
Silüet
|
Durağan konuları çekerken temiz hava (pussuz, sissiz) yakalamaya dikkat edin. Netlik ve keskinlik için önemlidir.
Fotoğrafınızda Hız ve Hareket izlenimi yakalamak için Enstantene konusunu iyi öğrenin. (Pannig-Kaydırma tekniği çok zevkli bir çekim türüdür.)
 |
Kaydırma Tekniği (Panning)
|
Kapılar ve Pencereler başlı başına bir fotoğraf konusudur. Yaşama ait giriş-çıkışlar olup, harika birer fon ve çerçevedirler.
6. Fotoğrafçılığın 7 Altın Kuralı;
- Işığı doğru kullanın.
- Kadrajı sade tutun.
- Arka planı kontrol edin.
- Konuya yaklaşın.
- Farklı açılar deneyin.
- Sabırlı olun.
- Bol bol fotoğraf çekip, pratik yapın.
Epey uzun bir yazı oldu ve umarım buraya kadar sıkılmadan gelebilmişsinizdir. Yazımın birçok yerinde tekrar ettiğim gibi; konu çok, detay çok ama bir kere fotoğraf çekmeye başladığınızda, vazgeçmediğinizde ve çokça pratik yaptığınızda bu yazdığım herşey bilinç altınıza işleyecek ve herşeyi otomatik olarak yapmaya, görmeye başlayacaksınız. Ancak lütfen şunu unutmayın. Sadece okumak yeterli değil. En azından bir kere de olsa bir eğitim almak, bir workshopa katılmak size çok şey katacaktır. Sonrasında üzerine koymaya devam ederseniz, kısa sürede çok yol alacağınıza emin olabilirsiniz.
SON SÖZ;
SADECE BAKMAYIN, GÖRMEYE ÇALIŞIN (Gerekiyorsa makineye dokunmadan saatlerce gözlem yapın...)
HERŞEYİN ZAMANLAMAYA BAKACAĞINI UNUTMAYIN..
KUSURSUZ OLANIN ÇOĞU ZAMAN KUSURLU OLDUĞUNU UNUTMAYIN...(Kurallara çokta takılmayın)
TEK SEFERDE İSTEDİĞİNİZ KAREYİ YAKALAMANIN ÇOK ZOR OLDUĞUNU UNUTMAYIN...
"HOŞ" OLANI ARAMAYIN :)
FOTOĞRAF YOGASI YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ UNUTMAYIN... (İstediğiniz bir kare için yere yatmaktan utanmayın, çekinmeyin)
NE ARADIĞINIZI, NE ÇEKMEK İSTEDİĞİNİZİ BİLİN...
BAZEN FOTOĞRAFLARINIZ İLE YANITLARI DEĞİL, SORULARI VERİN...
TEKRARI OLMAYAN ANLARIN EN DEĞERLİ OLANLAR OLDUĞUNU UNUTMAYIN..
Ve bu yazıyı okuduktan sonra geç kalmadan pratik yapmaya başlayın:)
Sağlıcakla kalın.
Kaynakça;
Fotoğraf Okumaları - Faruk AKBAŞ, Emre İKİZLER
Fotoğrafta Pratik Kompozisyon - Faruk AKBAŞ
Fotoğrafın Temel Prensipleri - Özer KANBUROĞLU (yeni başlayanlar için ideal)
Gezgin Fotoğrafçılar İçin El Kitabı - Özer KANBUROĞLU
İyi Fotoğraflar Çekmek İçin Bu Kitabı Okuyun - Henry CARROLL
0 Yorumlar